Seçim Ve Kandil Operasyonu…

16:28:41 | 2018-06-12
Güneş OCAĞA
Güneş OCAĞA      gunesocaga@gmail.com

 

 

MHP Lideri Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında yürütülen görüşme trafiği sonucunda, 3 Kasım 2019'da yapılması gereken Türkiye tarihinin en kritik iki seçimi; cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimi, 24 Haziran'a çekildi.

16 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AK Parti, muhalefeti hazırlıksız yakalamak ve sandıktan istediği sonucu çıkarmak için ‘baskın erken seçim’ kararı aldı. Seçim kararının neden bu kadar erken alındığı tartışılması yapıldığı bir dönemde Erdoğan, seçim kararının yaklaşmakta olan ‘depreme karşı tedbir’ olduğunu söylemişti. Yani ülke ekonomisinde yaşanan olumsuzluklar olduğunu ifade etmişti.  Çünkü ekonomik krizin derinleşmesinin, Cumhur İttifakı ve Erdoğan aleyhine olacağı kaygısı taşınıyor.

Tabi ekonomik kriz ile birlikte sınır komşularında savaşın yarattığı belirsiz bir kaos ve kriz var. Her ne kadar IŞİD, Suriye ve Irak’tan çıkarılmış olsa da, asıl krizin ondan sonra başlandığı biliniyor. Amerika ve Rusya arasındaki gerilim, aynı zamanda muhalif, rejim ve iktidarlar arasında da bir gerilim var. Komşu ülkelerde yaşanan bu krizler sınıra sıfır noktada olan Türkiye’yi de etkiliyor. Burada da Türkiye hükümeti kendini iyi bir yere konumlandırmak istiyor. Sınırda nasıl bir parçalanma ve ya bütünleşme yaşanır bilinmez, ama belli ki hükümet kendi payına bir şeylerin de düşmesini istiyor. Bunu Afrin operasyonun da gördük.

Ve en önemli sorunlardan bir tanesi de yaşanan Kürt sorunudur. Yıllarca yaşanan çatışmalı süreçten sonra, 2012 yılın da tohumu atılan ve daha sonrasında 2013 yılında başlayan bir “çözüm süreci” oldu. Fakat daha sonrasında bu çözüm süreci bitti. Süreç bittikten sonra Erdoğan,  “Kürt sorunu yoktur, Kürt kardeşlerimizin sorunları vardır” dedi. Sürecin sonrası hepimizin malumu.. Güneydoğu bölgesinde 2015 yılında çok büyük yıkım, tahribat ve ölümler gerçekleşti. Ve Kürt sorunu çok büyük yaralar aldı. Güneydoğu’da yaşanan bu derin yaralar aslında Türkiye’nin dört bir yanını da sardı. Herkes de kırılmalar yarattı. Şuan ki gelinen aşamada Kürt sorunundan kaynaklı Türkiye’de toplumsal ve siyasal kutuplaşmalar ve büyük kırılmalar mevcut.

Bütün bu sorunlar ekseninde seçime gidiliyor. Bütün bunların hesabını yapan AK Parti iktidarı erken seçim karar verdi. Tabi bu kararı verdiğinde muhalefettin zayıf olduğu bir dönemdi. Örneğin, HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’da dahil tabanında siyaset yapan birçok kişi cezaevinde, CHP’nin de ilk etapta güçlü bir adayı yoktu, Türkiye arenasında yeni aktör olan İYİ Parti’nin parlamento seçimlerinde Erdoğan için bir tehdit olarak gözüküyordu. MHP ile de zaten ittifak kuran AK Parti bu şekli ile muhalefeti gafil avlamak istedi. Fakat şuan ki seçim havasına baktığımız da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında bir anda öne çıkan CHP Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, İYİ Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener ve cezaevinde de olsa kampanyası etkili bir şekilde yürütülen HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş var. Her ne kadar imkanlar kısıtlı olsa da, Türkiye’nin içinde olduğu krizli süreçte iktidarın karşısında çok güçlü muhalefet ve adaylar var.

Muhalif adaylar her geçen gün bütün kesimlere hitap edecek vaatlerini çoğaltıp sıralarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘da daha sert bir üslup ile muhalefete yükleniyor. Seçime sayılı günler kala adayların seçim çalışmaları söylem ve pratikleri çok daha önemli. Buna karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde miting alanlarında Kandil, Şengal ve Minbiçe yönelik operasyonlardan bahsediyor. Seçilmeleri halin de de bedelli askerliğin olabileceğinden söz ediyor. Bunlar sandığa nasıl yansı seçim sonrasında görmüş olacağız.

Bilindiği gibi yaz dönemi ile birlikte Kandil’e yönelik operasyonlar daha da yoğunlaşıyor. Zaten hava saldırıları yeni bir durum değildir. Bunun yanında  Kuzey Irak’ta Hakurke Bölgesi’nin birkaç tepesinde zaten TSK konumlandırılmıştı. Orada zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Türkiye’nin Kandil’e yönelik bir operasyon düzenliye bilmesi için karadan Türkiye sınırından kilometrelerce içeri girilmesi gerekiyor. Bu bölge de PDK’nin elinde. Dolayısı ile PDK’nin desteğini alması lazım.

 Kandil’e yönelik operasyon herkesçe seçime dönük bir propaganda olarak değerlendiriliyor, böyle bir operasyona kolayca girişileceği düşünülmüyor, fakat Türkiye’de çok ciddi bir seçim süreci var. İktidar için bu seçim çok önemli. Yani varlık ve yokluk meselesine dönüşmüş durumda. Seçime çok kısa bir süre kalmış bir süreçte Kandil’e askeri operasyonun gerçekleşmesi ihtimal dışı değil. Fakat kolay kolay da girişilecek bir durum da değil. 

-- Adversting 6 --


ETİKET :  

Tümü