ÖZEL HABER - Mehmet Rumet SOYLU

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2008 yılında otizm konusuna dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ilan edildi. Yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkan; sosyal ilişkilerde, iletişim kurmada, davranış kalıpları geliştirmede ve bilişsel gelişimde farklılıklarla kendini gösteren bir nörogelişimsel farklılık olan otizm, her bireyde farklı belirtilerle kendini gösteriyor.

EMPATİ YAPILMALI FARKLILIKALR KABUL EDİLMELİ

Otizm, nörolojik bir gelişimsel bozukluktur. Bu nedenle, otizmli bireylerin ihtiyaçları, yetenekleri ve zorlukları oldukça çeşitlidir. Dünya otizm farkındalık günü, bu farklılıkları anlamak ve otizmli bireylerin topluma daha kolay uyum sağlamalarını desteklemek adına önemli bir fırsat sunmaktadır. Sadece otizmli bireylerin değil, aynı zamanda ailelerinin, öğretmenlerinin ve toplumun her kesiminin desteğini almak için önemli bir gün olarak kabul edilir. Unutulmamalıdır ki, otizmli bireylerin toplumda daha fazla kabul görmesi ve yaşam kalitelerinin artırılması, sadece farkındalıkla değil, aynı zamanda empati ve anlayışla mümkün olacaktır. Her birey, farklılıkları ile kabul edilmeli ve potansiyellerini en iyi şekilde gerçekleştirebilmeleri için uygun ortamlar sağlanmalıdır.

Dünyanın Özel Çocuklarına2

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ORTAYA ÇIKAR

Otizm, nörolojik bir gelişimsel bozukluk olup, bireylerin sosyal etkileşim, iletişim ve davranışlarını etkileyen bir durumdur. Otizm, genellikle çocukluk döneminde kendini gösterir ve hayat boyu süren bir durumdur. Ancak, her otizmli birey farklıdır ve otizmin şiddeti ile belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bu durum, "otizm spektrum bozukluğu" (OSB) olarak adlandırılır, çünkü belirtiler geniş bir yelpazede yer alabilir. Otizmli bireylerin başkalarıyla iletişim kurma, etkileşimli oyunlar oynama, arkadaş edinme gibi sosyal becerilerinde akranlarına kıyasla belirgin yetersizlikler görülür. Otizmin bir diğer özelliği tekrarlı davranışlar, takıntılar ve sıra dışı ilgilerdir. Otizmli bireylerde sallanma, parmak ucunda koşuşturma gibi tekrarlı davranışlar görülür. Stres ya da sevinç gibi yoğun duygular yaşadıkları zamanlarda bu davranışlarda artış olur. Ayrıca otizmli bireyler her şeyin alışkın oldukları biçimde ve düzende olması konusunda da takıntılı ve ısrarcı olabilmektedir.

OTİZMİN BAŞLICA ÖZELLİKLERİ 

Sosyal Etkileşim: Otizmli bireyler, başkalarıyla göz teması kurmakta, duygusal yanıtlar vermekte veya diğer insanların duygusal hallerini anlamakta zorluk yaşayabilirler. Sosyal etkileşimlerde kısıtlamalar olabilir ve bazen bireyler yalnız kalmayı tercih edebilir.
İletişim: Otizmli bireyler, sözlü ve sözsüz iletişimde güçlükler yaşayabilir. Bazı bireyler hiç konuşamayabilirken, bazıları normal konuşma becerilerine sahip olabilir, ancak iletişimde anlam karmaşası veya sınırlı sohbet becerileri gözlemlenebilir. Dil gelişimi farklı hızlarda olabilir.
Tekrarlayıcı Davranışlar ve Sınırlı İlgi Alanları: Otizmli bireyler, belirli bir konuda aşırı ilgi gösterebilir, tekrar eden hareketler yapabilir (örneğin, elleri çırpmak, objeleri döndürmek) veya alışkanlıklarını değiştirmek konusunda zorluk yaşayabilirler. Ayrıca, rutinler ve belli başlı aktiviteler konusunda katı bir tutum sergileyebilirler.

Dünyanın Özel Çocuklarına3

OTİZMİN NEDENLERİ VE ERKEN TANI

Otizmin kesin nedenleri hala tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak, genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun rol oynayabileceği düşünülmektedir. Ailedeki genetik yatkınlıklar, doğum öncesi veya doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar ve bazı çevresel etkenler (bazı virüsler veya kimyasallar) otizmin gelişimine katkıda bulunabilir.

Otizmin erken teşhisi, bireylerin hayatlarını iyileştirmek için son derece önemlidir. Erken yaşta belirti gösteren çocukların profesyonel bir değerlendirme alması, uygun tedavi ve eğitimle daha bağımsız bir yaşam sürdürebilmeleri için fırsat sunar. Otizmli çocuklar için özel eğitim ve terapi yöntemleri, gelişimsel becerilerin güçlenmesine yardımcı olabilir. Erken tanı ve doğru eğitim uygulamaları ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte ve bazı otizmli çocuklar ergenlik yaşına geldiklerinde akranları gibi yaşamlarına devam edebilmektedir.
Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşulları ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bu nedenle otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.

Muhabir: Mehmet Rumet SOYLU