Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından, CHP tarafından başlatılan boykota, ekonomik gelişmelerden, Türkiye-İsrail ilişkilerine kadar birçok konuda yöneltilen sorulara cevap veren Yılmaz, Kürt sorunun çözümü konusunda dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Demokratik siyasetin Türkiye'de çok daha güçleneceğini ifade eden Yılmaz, “Demokratik rekabet içinde ülkemizin her türlü meselesi konuşulacaktır, tartışılacaktır” dedi.

"HİÇBİR SİYASİ PARTİ TERÖRÜN GÖLGESİNDE SİYASET YAPMAMALI"

Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" sürecini başarıyla bitirmeyi temenni ettiklerini söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, İmralı'nın "PKK kendini feshetmeli" çağrısıyla devam eden süreci anlatan Yılmaz, "Şimdi top terör örgütünün sahasında, bir kongre yapıp kendilerini feshetme konumundalar. Bu süreç demokratik standartlarımızı, kalkınma standartlarımızı arttırıcı bir etki yapacak. Yeni bir atmosfer oluşacak. Biz hep şunu söylüyoruz: Hiçbir siyasi parti, terörün gölgesinde siyaset yapmamalı. Ben inanıyorum ki bu fesihle birlikte demokratik siyaset, Türkiye'de çok daha güçlenecektir. Demokratik rekabet içinde ülkemizin her türlü meselesi konuşulacaktır, tartışılacaktır. 85 milyonun lehine olan neyse o sonuçlarla yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

Yılmaz, PKK'nin ne zaman silah bırakacağını göreceklerini ifade ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız da geçtiğimiz gün ifade etti. Çok fazla tahammülümüz yok, mutlaka en kısa sürede olması lazım çünkü bu süreçlere tabiri caizse çomak sokan çok olur. Bir an önce bu süreçlerin tamamlanmasını, hızlı hareket edilmesini arzu ediyoruz" dedi.

"HİÇBİR YABANCI GÜCÜN SURİYE'YE MÜDAHALE ETMEYE HAKKI YOK"

Türkiye'nin Suriye konusunda çok iyi bir imtihan verdiğine dikkati çeken Yılmaz, milyonlarca Suriyelinin vatanlarına geri döneceğini, orada Türkçe ve Türkiye'yi bilen ciddi bir nüfusun olacağını, dolayısıyla bunun Türkiye-Suriye ilişkilerinin geleceği adına gelecek dönemde büyük bir avantaja dönüşeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yılmaz, Suriye'deki devrimden bu yana 150 bine yakın insanın ülkelerine dönüş yaptığını anlattı.

İsrail'in sadece Filistin topraklarını işgal etmekle kalmadığına, Lübnan ve Suriye'ye dönük işgal ve müdahale politikaları izlediğine dikkati çeken Yılmaz, "Hiçbir yabancı gücün Suriye'ye müdahale etmeye hakkı yok. Uluslararası hukuk açısından da bakarsanız, Suriye'de yaşayanların herhangi bir saldırganlığı söz konusu değil. Dolayısıyla burada tamamen saldırgan olan taraf İsrail tarafı. Ben bu yanlışlardan en kısa sürede dönülmesi gerektiğine inanıyorum. Bölgemizin menfaati, istikrarlı bir Suriye'nin oluşumundan yanadır. Türkiye olarak biz Suriye'nin istikrarına, uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz. Burada uluslararası toplumun da İsrail'e çok ciddi baskı yapması gerektiğine inanıyorum" diye konuştu.

“KUTUPLAŞTIRICI, AYRIŞTIRICI DİL HİÇBİR ŞEKİLDE DEMOKRATİK BİR DİL OLAMAZ”

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sonrası protesto olaylarına ilişkin Yılmaz, "Kamu düzenini bozmadan, şiddete yönelmeden, hukukumuzda ve evrensel hukukta suç olarak tarif edilen eylemlere girmeden her türlü demokratik faaliyet elbette gerçekleştirilebilir. Sokaklarda şiddet olaylarına zemin hazırlayan kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir dil hiçbir şekilde demokratik bir dil olamaz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tutuklamaların, yargının güçlü deliller ve delilleri karartma ihtimali gördüğünde başvurduğu bir yöntem olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bir yolsuzluk iddiası var. Yürüyen bir soruşturma var. 'Hiçbir şeye ben cevap vermem, hiçbir şeyi kale almam. Hukuki hiçbir argümanla karşı çıkmam. Tamamen siyasi bir alana bunu çekerim.' gibi bir anlayış var. Bunu da gördüğünüz zaman ister istemez şu soruyu sormak durumundasınız: Demek ki hukuki süreçlerde kendinize, hukuki argümanlarınıza güvenmiyorsunuz ki olayı tamamen siyasi bir alana çekme gayreti içindesiniz. Yargı bunu ciddi görüp üzerine gitmişse yapmanız gereken hukuki olarak bu argümanları çürütmeye çalışmak, hukuki olarak burada haklılığınızı ortaya koymaya çalışmaktır."

“HAPİSHANELERDE OLANLAR DEVLETİMİZE EMANETTİR”

Yılmaz, İBB yönelik terör soruşturması kapsamında tutuklu bulunan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat'ın sağlık durumunu ve yaşanan süreci de değerlendirdi.

"Suç ne olursa olsun, bir kişinin hukuk önündeki konumu ne olursa olsun, devlete, kurumlarına düşen insanların hayatını, sağlığını korumaktır" diyen Yılmaz, Polat'ın hastaneye sevk edildiğini, büyük bir tıbbi müdahale gerçekleştirildiğini anlattı.

Yılmaz, ardından bu şikayetlerin sürdüğü ifade edildiği için tekrar Adli Tıp Kurumuna müracaatın söz konusu olduğuna dikkati çekerek, "Dolayısıyla 'Adli Tıp'a gidecektir.' diye düşünüyorum. Adli Tıp, sağlıkçılar ne karar verirlerse o yönde de işlem yapılacaktır. İşlediği suç ne olursa olsun, hapishanelerde olanlar devletimize emanettir" ifadelerini kullandı.

“SOKAKLARIN TERÖRİZE EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin sokak gösterilerinde şiddet ortamlarına yönlendirilmesine karşı çıkarak bunun sorumsuz bir siyaset anlayışı olduğunu dile getirdi.

"İzin alırsınız, belli bir ortamda toplanırsınız, protesto edersiniz, fikirlerinizi ifade edersiniz. Bununla ilgili hiçbir tartışma söz konusu değil ama sokakların terörize edilmesi kabul edilemez." diyen Yılmaz, çocukları böyle ortamlara sevk edip sonra da timsah gözyaşı dökenlere prim vermemek gerektiğine inandığını kaydetti.

Kaynak: Rudaw