ÖZEL HABER - Güneş OCAĞA / Veli BALTACİ

Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e özel demeç veren Kürt Müzikolog Veysi Varlı, Kürt müziğinin tarihsel kökenlerini ve günümüzdeki durumunu değerlendirdi. Varlı, Kürt müziğinin yalnızca bir müzik türü değil, aynı zamanda Kürt coğrafyasının sosyal, kültürel, ekonomik ve politik yapılarının bir yansıması olduğunu belirtti.

“KÜRT MÜZİĞİ KENDİ GERÇEKLİĞİ ÜZERİNE ŞEKİLLENDİ”

Kürt müziğinin kendi kültürel gerçekliği üzerine şekillendiğine değinen Varlı, "Müzik insan var olduğu andan itibaren dilden önce var olan haberleşme ve iletişim aracıdır. Konuşma dilinden önce müzikle insanlar haberleşmiş ve iletişim kurabilmişlerdir. Bu nedenle de her inanç, toplum ve yapıda müziğin yüzlerce tanımı vardır. Örneğin sosyolojik anlamdaki tanımını yaparsak müzik yaratıldığı yerin görünen resmi ve işitilen sesidir. O toplum, o yer ne kadar berrak ise müziği de o kadar berrak olur, ne kadar kirliyse o kadar kirli olur. Ne kadar kozmopolitse o kadar kozmopolit olur.

Kürt müziği tarih süreci içerisinde Kürt coğrafyası üzerinde ekonomik, sosyal, coğrafik, iklimsel, dinsel ve politik anlamıyla şekillenmiş olup Kürt dili ile söylenilen müzik Kürt müziğidir. Aksine Fransa'da doğup büyümüş bir kişi Fransız kültürüyle yaşamış bir kişi bin kere de Kürt müziği adına müzik icra etse de Kürtçe müzik olur, ama Kürt müziği değildir. Bugün ki yaşadığımız birçok handikaplarda bundan kaynaklıdır. Kendi gerçekliğini, kendi kültürel değerlerini bilmeyen binlerce sanatçımız var. Ama maalesef ki Kürtçe müzik yapıyorlar. Kürt müziği değil. o nedenle de Kürt müziğini tekrarlarsak, Kürt müziği ekonomik, sosyal, coğrafik, iklimsel, politik ve siyasal anlamıyla Kürt coğrafyası üzerinde şekillenmiş olup Kürtçe söylenilen müziktir" dedi.

Kürt Müziğine Tarihi Yolculuk2

“KÜRT MÜZİĞİ SÜMERLERDEN BERİ VAR”

Kürt müziğinin Sümerlerden bu yana var olduğunu vurgulayan Varlı, şunları aktardı: "Daha önce yazılı kaynaklar olmadığı için herhangi bir iddia da bulunamayız. Sadece sözlerle kalır o nedenle elimizdeki belgelerle baktığımız vakit; Kürt müziği Sümerlerden bu zamana kadar vardır ve Ortadoğu müziğinin tamamına güç ve yanıt verendir.

Bunu her platformda rahatlıkla ispat edebiliriz. Nasıl ispat ederiz, gerek Kürt müziğinde kullanılan makam isimleriyle, gerek Kürt müziğinde kullanılan enstrüman isimleriyle, gerek Kürt müziğinde kullanılan perde isimleriyle. Bunun Kürt müziği olduğunu ve Kürtler tarafından diğer komşu uluslara halklara coğrafyaya yayıldığını ispat edebiliriz. Basit bir örnek verelim, bugün Araplar da, Türkiye de, Farslarda 'rast makamı diyorlar. Rast makamı kelime anlamıyla doğru makam (ana makam) demektir. Neden Türkçede doğru demiyorlar ya da Arapça da farklı söylemiyorlar çünkü onun doğuşu odur. Nihavendi makamı diyorlar, Hamedan şehrine bağlı tarihi bir şehir olan Nihavend şehrine ait bir eser, yani şehir olduğu için ona Nihavendi makamı demişler. Hamedan neresidir? Med İmparatorluğun başkentidir. Bu anlamıyla da biz bunları sözsel olarak da rahatlıkla ispat edebilecek belgelere sahibiz.”

“KÜRT MÜZİĞİ RUHUNU DÖRT ŞEYDEN ALIYOR”

Sümerler’de müzisyen kelimesi olmadığını kaydeden Varlı, şöyle devam etti: “Müzik kelimesi Milattan önce 476 yıllarında Grek rahip Pindarus tarafından Kral Zeusun 9 kızı için peri anlamına gelen –MOUS- Yunancada –İKA- eki eklenerek Peri sanatı/Perilere ait. Yani ona ait anlamına gelen Mos ika kelimesinden doğan bir kelime. Perilerin sanatı anlamına gelen ve bunu Yunanların döneminde Ortadoğu'da egemen oluşu sebebiyle o dönemde tüm halklara yayılmış Araplar el ussika demiş, Farslar musikal demiş. Almanlar moğzik demiş. Fransızlar müzik demiş, Osmanlılar musiki demiş. Ve bu Kürtlerde de özellikle Kuzey Kürt bölgesinde Fransızca kelimeden doğmuş gelmiştir. Onların lugatına göre söylenmiştir müzik kelimesi, ama bundan 1050 yıl önce Kürtlerin taş üstüne yazmış olduğu nota var. Ugarit şehri dediğimiz Kürtçe ismi rast Şamrah dediğimiz Afrin'in alt kısmında kalan tarihi bir yer orada bulunan 29 taşın üzerinde farklı Kürtçe eserler yazılmıştır. Bunlardan 2 tanesini biri İngiliz Sümerologla müzikolog Dumril tarafından bir diğeri de aslen Ürdünlü olup Amerika Kaliforniya Üniversitesi’nde müzikolog ve Sümerolog Anne Draffkon Kilmer tarafından ayrı ayrı destinasyonu yapılmış. Biri kasidedir bugün tüm dünyada kabul edilen ilk notadır. Bir diğeri de Lawike Mitani'dİr. Bugün ki ismiyle Lawikê Metinî şarkısıdır ve ikisi de taşın üstüne yazılmış. O taşın üzerine yazanlar da 4 kadın dengbêjdir. İsimleri taşbikun, puhiyanna, purxiya, emmiya.

Ondan 3 bin 4 bin yıl öncesi de Sümerlerde zameri grubu vardır. Zameri kadınlardan oluşan bir orkestra Hurilere kadar geliyor. Medlerde de var Huriler’de var Gutiler’de de var. O kadın orkestra. Bunların kimi zaman sayıları 40-50  iken kimi zamanda 260'a kadar çıkmıştır. Bugün ki Zemar dediğimiz eserlerin tamamı ağıtsaldır neden ağıtsaldır çünkü Kürt müziği ruhunu 4 şeyden almaktadır. Biri hüzün ağıt diğeri, diğeri kavga, bir diğeri de beden coşu (govent-halay) ne ismi kurarsanız kurun beden coşundan kaynaklıdır. Hüzün olan eserlerin tamamı Kürt kadının ağzıyla oluşmuştur. Yüzde 95'i kadın ağzıyladır, yüzde 5'i erkek ağzıyladır. Erkek ağzıyla olanlar da kadın ruhuyla ve duygusuyla yapılmıştır. Kürtlerin kadına verdiği değer dünyada hiç kimse vermemiş, ama Kürtlerin kadına yaptığı zulmü de dünyada kimse yapmamıştır. Kadın hep ezilen ve yok sayılan bir nesne gibi görülmüştür." 

“TAŞLARIN ÜZERİNE İLK NOTA YAZANLAR KADINLARDIR”

Kadınların müzikteki rolüne değinen Varlı, "Tarihe baktığımızda Zammeru gruplarından tutun Urartular döneminde ki Kraliçe Şubhat ve birlikte çalıştığı müzik grubuna kadar bir çok evrede kadın müzisyenlerini görmemiz mümkündür. Bunlar zaten dengbêjdirler. Ancak bizim bugün ki dengbêj dediğimiz anlamıyla kadınlar bu müziğin objesi ve yaratıcısıdır. Ve bu ezgileri kadınların koşullarından dolayı da toplum/cemaat içinde seslendirenler erkekler olmuştur. İlk dengbêj kadın dememiz ve ispat edebilmemiz biraz zor. Çünkü taşların üzerine yazılmış ilk belgelerde nota yazan kadınlar. ilk eser yazanlarda onlar. Ama ondan önce insanlar hep seslendirmişlerdir yani erkekler de söylemiştir. Fakat ağırlıklı olarak erkekler ritmik eserler seslendirmiştir. Neden erkekler ritmik seslendirmiştir derseniz erkekler toplum içinde kadına karşı daha özgür ve serbestiyeye sahiptir. Kadınlar aşkını da coşkusunu da duygu ve hüzün yüklü bir sesle seslendirip öyle anlatırken, ritmik eserlerin ister dini ister danssal olsun yüzde 99'unu erkekler yapmıştır" diye konuştu. 

İLK KÜRT MÜZİK ALETLERİ HANGİLERİDİR?

İlk Kürt müzik aletleri hakkında da bilgi veren Varlı, "İlk müzik aletleri lavtadır bir  tanesi. Tekdir demektir. Telli sazlar lavtadır. Ondan sonra Çenktir, Harptir. Zaten ceng de kavga demek, harp da savaş demek. Yani tellerle savaş anlamına gelen 2 kelimedir. Daha sonra DUTA sazlarımız var. Tüm dünyada farklı coğrafyalarda da nefesli sazlar vardır. Kimi kamıştan yapmıştır, kimi kemikten yapmıştır. Kimi ağacı oyarak yapmıştır. Yani herkes bir nefeste saz yapmıştı kimi hayvan boynundan yapmıştır.

Kürtlerin de ilk nefesli sazı Bilûr’dur. İsmini LÛR dan almıştır. Müzik kelimesinden önce Kürtler LÛR demiştir. Ve bu binlerce yıl önce o isimle  gelmiştir. Bugünde kullanıyoruz. Çocuklarımızı yatırırken de 'lori lori' diyoruz. İlk enstürümanımız BILÛR onun yanı sıra kamıştan yapılanlar var, onlar da iki çeşittir. Biri zurney biri gureney biri de duzeledir. Zureney ile gureney aynı ailedendir ki ses tonları farklı. Biri bugün ki ismiyle ZURNA diğeri de MEY dır" diye kaydetti. 

“ÖZÜNÜZE DÖNÜN”

"Kürt müziğine hizmet etmek isteyenlerin özüne dönsünler" çağrısı yapan Varlı, son olarak şunları ifade etti: "Konfiçyus’un çok güzel bir sözü var, ben birçok panelde ve konuşmamda dile getiririm. Çünkü önemli ve güzel bir söz. Diyor ki 'Bir milleti ve bir ulusu yok etmek isteyenler önce müziğini, sonra dilini yok edecekler' müziği için aydınım deyip kendi tarihini bilmeyen ve aydın geçinen insanlar Kürt müziğini özünden ayırmaya ve yok etmeyi hayata geçirirler. Müzik açısından bugün kadın o rolünü kaybetmiştir. O rolünü yerine getiremiyor. Artık kadının sesinden tilili dediğimiz ses bile çıkmıyor. Bugün Kürt müziği yapan birçok kadın sanatçı sahnede Kürt müziğinin tek ses perdesine basamıyor batı müziği ses sistemine göre okuyor.

Bu da Kürt müziğini katletmek, yok etmektir. Kürt müziği adına katletmektir. Birçok gruplar var Kürt müziğini katlediyorlar. yani batı müziği ses sistemi eşit olan 12 aralıklar sisteminden meydana gelir. Kürt müziği eşit olmayan 17 aralıklar sisteminden meydan gelir. Ha bunlar arasındaki fark nedir diye sorarsanız da her yerde söylediğim basit bir örnek gibi Kürtçe alfabeyle Ahmedê Xane yazdığın vakit karşımıza Ahmedi Hani çıkar. Ahmede Xane çıkmaz. Aynı oda onun gibi.

Bugünkü gruplarımız çok şükür modernlik adına Kürt müziğini yok etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Halbuki modernlik nedir onu da ben söyleyeyim modernlik çağdaşlık kendi kökün üzerinde çağa cevap olmaktır. Kendinde kopuk olarak çağa cevap olamaya çalışırsan sadece taklit edersin, kendini yok edersin. Kürt müziğine hizmet etmek isteyen insanlar özüne dönsünler. Araştırsınlar, sorsunlar, sorgulasınlar. Kendi gerçekleriyle çağa örnek olsunlar."

Muhabir: Güneş OCAĞA / Veli BALTACİ