Ahmet SÜMBÜL

Dünyadaki kültürel tarihi binyıllar öncesine dayanan, bölgemizde ise daha çok kadınlar arasında rağbet gören ve kimi yerde inancı, kimi yerde kahramanlığı, kimi yerde aşkı, kimi yerde farkındalığı, kimi yerde de özlenen umutları işaret eden Deq (Dövme) geleneği, yüzyıllardır Diyarbakır'da halen devam ediyor. Yaşlı kadınların otantik figürleri bugünkü nesil tarafından yerini modern çizim, desen ve şekillere bıraksa da, Deq geleneği bölgemizde halen revaçta.

İnsanlık tarihinde yazıdan önce bile var olduğu bilinen Deq örneklerine dünyanın hemen hemen tüm kıtalarında rastlamak mümkün. İslamiyet’te kimi hadislerde 'vücuda zarar verdiği' gerekçesiyle günah olarak sayılmasına rağmen, Deq geleneği devam ediyor. Diyarbakır'da özellikle Karacadağ Bölgesi’nde genç kızların olmazsa olmaz süslerinden biridir Deq.

Türkçe'de "Dövme", İngilizce'de "Tattoo", Kürtçe'de "Deq" denilen bu kültürün tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor. Milattan Önce 2 binli yıllarda Antik Mısır toplumunda bu kültürün yaşadığı, mumyaların incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Ancak dövme geleneğinin sadece Antik Mısır toplumunda değil, Güney Amerika, Kuzey Avrupa, Afrika ve Orta Asya toplumlarında da sık sık uygulandığı biliniyor. Avrupa dilleri, dövme karşılığı olan “Tattoo” sözcüğünü Tahiti dilindeki "Tautau" kelimesinden almıştır.

Suçlular ve Köleler işaretlenirdi

Antik Yunanlar ve Romalılar, "barbarlara özgü bir uğraş" saydıkları dövmeyi suçlular ile kölelere yaparlardı. Bu anlamda suçlu ve köleler 'işaretlenerek' diğer 'özgür' insanlardan ayırt edilmeleri sağlanmış olurdu.

İslamiyet gibi Hıristiyanlık ve Yahudilik inancında da dövme yasaklanmıştı. Buna karşın ilk Hıristiyanlar, bedenlerine İsa'nın adını ya da haç desenleri taşıyan dövmeler yaptırmışlardır. Dinin etkisiyle uzun süre yasaklanan dövme,  20. yüzyılın başlarından sonra, özellikle denizciler arasında yaygınlık kazandı.

Geçmişten günümüze

İnancı, aşkı, bereketi yada aidiyeti simgeleyen dövme, bir anlamda bedene uyumlu boyanın çıkmayacak şekilde derinin alt yüzeyine desenler halinde nakşedilmesidir. Eskiden dövme yapma işlemi bir tören rituelinde yapılırken, şimdi artık ressam ya da desinatörler tarafından makine ile yapılmaktadır.

Kürtlerde anne sütü ve duman isinin karıştırılması ile dövme geleneği geçmişte yapılırken, şimdilerde ise, özellikle genç kız ve erkekler tarafından modern tekniklerle yapılan ve birbirinden farklı mesajlar içeren dövmeler mevcut.

Günümüzde dövme yapımında kullanılan makineler sayesinde yüksek devirle girip çıkan iğne düzeneği deri üzerinde bir kalemle çizim yapılıyormuş gibi rahat ve daha az hatalıdır.

Diyarbakır'da özellikle Karacadağ, Çınar  ve Çermik bölgelerinde dövme geleneği halen devam etmekte. Kadınlar genellikle alın, çene, ayak bileği, el ve göğüsün üst kısmına dövme yaparken, erkekler ise bilek, el üstü ve kollarına dövme yapmaktadır. Özellikle Karacadağ Bölgesi’nde yaşlı kadınların yaptıkları dövmeler ise her biri farklı bir olayı, bir inancı ya da umudu simgeler. Güneş ve ay resimleri genelde kullanılırken, aynı şekilde değişik hayvan figürlerine de rastlamak mümkün.

Tarihi Milattan Önce 5 bin yıllarına dayanıyor

Dövmenin ilk izlerine Afrika'da, Güney Amerika'da rastlanılmıştır. Daha sonra Avusturya, İtalya, Anadolu, Yunanistan, Japonya, Çin, Yeni Zelanda, Avusturalya yerlilerinde de değişik amaçlarla vücuda işlenen dövmeler görülmüştür.

Araştırmalara göre, Avusturya-İtalya sınırında bulunan buz adamın dövmeli olduğu, Ekim 1991’de Prof. Dr. Kindler Spindler tarafından açıklandı. Japonya’daki balçıktan dövmeler M.Ö. 5000’li yıllara dayanıyor.

Kilise yasakladı

Katolik Kilisesi M.S. 4. yüzyılda “Tanrının imajını bozuyor” gerekçesiyle Roma’daki köle ve mahkumların yüzüne dövme yapılmasını yasaklamıştı. 787 yılında Papa 1. Hadrinan, vücudun herhangi bir yerine dövme yapmayı batıl inanç ve Paganizmi çağrıştırdığı için tümüyle men etmişti. Eski Roma’da suçluları ve köleleri tanımaya yarayan dövmelere 19. yüzyıl İngiltere’sinde de rastlanılmaktadır. Cezayirli gemiciler aracılığı ile Osmanlı denizcileri arasında yaygınlaşan dövme; XVII. yüzyıldan itibaren Yeniçerilerce bağlı bulundukları bölüğü simgelemek amacı ile yaptırılmaya başlanmış, Yeniçeri Ocağı’nın kapatılışına dek bu kültürün kullanımı sürmüştür.

Prensler de dövme yaptı

Çağlar boyu Avrupa'da kaybolan dövme geleneği, 19. yüzyıl İngiltere’sinde aniden canlandı; Kaptan Cook’un 1769’daki ilk seyahatiyle birlikte denizciler arasında yaygınlaşıp egzotik biçimde renklilik kazandı.

Galler Prensi 1862’de kutsal toprakları ziyaret edince koluna bir haç dövmesi yaptırdı. Kral Edward VII, oğlu George’un 1882’de Japonya ziyareti sırasında bileğine bir canavar motifi işlendi. Böylece dövme İngiltere’de krallık fermanı ile onaylanmış oldu.

Bazı Ortadoğu kavimleri 12. yüzyılda ‘yılan ve timsahlardan korunmak için’ bedenlerine deniz canavarı resimleri yaparken; 19. yüzyıl Avrupa’sındaki dövmeler, ağırlıklı biçimde ‘amblem’ değeri taşıyordu.

Erkek çocuklarının elindeki 3 nokta

Bölgemizde "Güzel görünmek, erkeklerin beğenisini kazanmak, evliliğe hazır olmak, şans ve baht açıklığı, kuma gelmemesi, çocuk doğurmak, nazardan korunmak, uzun ömürlü olmak, elinin bereketli olması" gibi nedenlerle genç kız ve kadınlarda dövme yapılır.

Erkeklerde ise, genellikle alnın şakak tarafına, erkek çocuklarda ise işaret parmağı ile başparmağın arasındaki perdeye ölümün uzak olması için üç nokta şeklinde motifler işlenmekte. Dövme işini yapan erkeklere deqqaq, kadınlara ise deqqabe denir.

Zerafet, soyluluk ve güzellik simgesi…

Kadınların vücutlarının el, kol, ayak bileği, boyun, çene, alın gibi bölgelerine işlediği motifler genellikle, kuş, ceylan ve nokta, üçgen, sekizgen, kare, ikiye bölünmüş dörtgen, içinde yuvarlak noktaları olan geometrik şekiller olurken, erkeklerde ise genellikle akrep, yılan, tüfek, kılıç figürleri yer alır.

Hastalıklara, nazara karşı korunma amacıya dövmeler yapılsa da, kadınlar genellikle zerafet, soyluluk ve güzelliğin simgesi, erkekler ise gücüm simgesi olarak dövmeyi kullanır.

İşaretlerin hikayesi

Yeşile boyanan dudak: Rivayete göre, İslam öncesi zamanlarda Mekke Pazarı’nda bir erkeğin bir kadını zorla öpmesini protesto eden kadınlar, dudaklarını boyamışlar ve dudak dövmesi böylece başlamıştır. 

Güneş motifi:  Erkeklerin sağ şakaklarında dokuz noktayla yapılmış güneş kursu, onu taşıyanın her daim sağduyulu, akıllı ve zeki olacağına, ahirette yanmayacağına delaletmiş. Çok rastlanan güneş ve ay motifleri yaşam kaynağını, sonsuz yaşam isteğini simgelemektedirler. 

Haç motifi: Haç motifi Hıristiyanlığın bir simgesi diye bilinse de gerçekte bu motifin tarihi çok daha eskilere uzanıyor. Renkleriyle birlikte uğurlu yön bildirdiğine, kötü bakışların etkisini yok ettiğine inanılıyor. Ucu içe dönük okun deldiği daire ise döllenmenin bir göstergesi olarak doğurganlık ve bereketi simgeliyor.

Hayat ağacı motifi: Kadınlarda boyundan göğse inen hayat ağacı motifi Ana Tanrıça inanışından kaynaklanıyor. Hayat kaynağı annenin doğurganlığını, ceninin gelişim evrelerini ve nihayet hayat ile ölümü imgeliyor.

Ay motifi: Yaşam kaynağını, sonsuz yaşam isteğini simgelemektedirler

Tarak ve ayna motifi: Kadınlarda el üstü ve ayak bileklerinde rastlanan tarak ve ayna şekilleridir.

Halka motifi: Dövme desenleri arasında ayak bileklerinde halka motifleri önemli yer tutmaktadır.

Dünyada dövme teknikleri

Pasifik yerlileri veya Eskimo tekniği: Çapa biçiminde bir çubuğun üzerine başka bir çubukla çekiçleme vurma yöntemi ile dövme yapma.

 

Rus tekniği: Rus mafya üyeleri hapishanedeyken ellerine dört duvar arasında olduklarını anlatan beş nokta veya ihbarcı olmadıklarını anlatan ve görmedim, duymadım, konuşmadım anlamına gelen üç nokta dövmelerini yaptırırlarmış.  

SamuelO’Reilly tekniği: Dövme makineleriyle uygulama yapılmaktadır. İlk elektrikli dövme makinesi 1890’lı yıllarda kullanılmıştır. 

Toz tekniği: Dövme yapmada isin yanı sıra kül, çivit, antimuan tozu, kibrit tozu, güherçile, kavrulup dövülmüş kemik tozu, çini mürekkebi, susam yağı, çeşitli bitki özleri, safran, hayvan ödü ve kına katkı maddesi olarak kullanılır.

Tüy tekniği: Güneydoğu’da herhangi bir kümes hayvanının tüyünün ucuna iplikle bağlanan iğneyle uygulanır. Burada kullanılan boya malzemesi anne sütü ve is'ten elde edilir.

Yakma tekniği: Diğer bir teknik, açılan yarıklara barut, kibrit ve güherçile içeren karışımları yayarak ateşlemektir. Yanan deride hiçbir zaman çıkmayan mavi bir yanık izi oluşur.

(Sürecek)

 

 

 

Editör: TE Bilişim