Ali ÖZGÜÇ yazdı...
Bu medresede bir ay boyunca eğitim ve terbiyesini alan bir mümin, muazzam bir azık almış ve kalbi pek zengin olmuştur. Aldığı bu azık, 11 ay boyunca ona yetecek kadar güçlüdür.
Yüce Allah insanları sadece kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır. Ancak ibadet mefhumunu bir aya indirgemek, sadece bir ay boyunca İslami görevleri yerine getirmek ve sonrasında seccadeyi, camiyi ve ibadetleri terk etmek, İslam’ın ruhuna ve vahyin ilkelerine aykırıdır. İslam’ın ruhunu alan, vahyin ilkelerini anlayan kişi bilecektir ki bu dünyada kaldığı sürece Allah’a karşı kulluk görevleri vardır. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ölüm sana gelinceye dek Rabbine kulluk et.” (Hicr, 99)
Yüce Allah, insanları ve cinleri sadece kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır. Ancak bu kulluk görevi belirli bir aya, haftaya veya güne özel kılınmamıştır. Her ne kadar oruç Ramazan ayında farz olmuş, hac ibadeti Zilhicce ayında eda edilse ve cuma namazı belirli bir vakitte kılınsa da, ibadet ve kulluk insanın bütün hayatını ve bütün zamanını kuşatan bir vecibedir. Zira namaz, beş vakit her gün ve her gece tekrar edilen bir ibadettir. Allah yolunda cihat etmek, iyiliği emretmek ve yaymak, kötülükten sakındırmak ve engel olmak da sürekli bir ibadettir.
İbadet anlayışı, toplumun anladığı ve yaşadığı vakıadan daha farklıdır. İslamiyet’i yanlış anlayan bir grup vardır ki, ibadeti sadece namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek ve zekât vermekten ibaret sanmış, ibadeti bu dört temel İslami ilkeye sığdırmaya çalışmıştır. Oysaki ibadet, müminin bütün hayatını ilgilendiren ve kuşatan bir anlayıştır. Beş vakit namaz ibadet olduğu gibi, helal kazanç da ibadettir. Çocukların rızkını elde etmek için helal yollardan çalışmak ve gelir elde etmek de ibadettir. Ramazan ayında oruç tutmak farz bir ibadet olduğu gibi, insanlara güzel davranmak, güzel ahlâka sahip olmak, insanları incitmemek, hakaret etmemek ve yardım elini uzatmak da güzel bir ibadettir. Mal nisap miktarına ulaştığında zekât vermek ibadet olduğu gibi, insanlara karşı güler yüzlü olmak, minnet etmemek ve eziyet vermemek de bir ibadettir.
Hacca gitmek, Kâbe’yi tavaf etmek, Arafat’ta vakfe yapmak ibadet olduğu gibi, Mekke ve Medine’de Müslümanlarla güzel geçinmek, onları kardeş bilmek, kardeşlik hukukuna riayet etmek, kimseyi hor ve hakir görmemek ve yardımlaşmak da güzel ibadetlerdendir. Kur’an okumak, gece namazı kılmak, İslami dersler yapmak, ilim öğretmek ibadet olduğu gibi, insanların ihtiyaçlarını gidermek, sadaka vermek, yol, köprü, medrese, cami ve aşevleri inşa ederek fakirlere maddi ve manevi destek sağlamak da büyük ibadetlerdendir. İslami ilkelere bağlı kalarak insanları siyasetle idare etmek, okulda çocuklara ilim tedrisatını yapmak, hastanede hastaları tedavi etmek, hapishanede mahkûmlara ahlak dersleri vermek, fakir, miskin ve engellilere yardım eli uzatmak, vakıf ve dernekler aracılığıyla mazlum coğrafyalara destek olmak da birer ibadettir.
Ebû Zerr (r.a.) şöyle demiştir: Peygamber Efendimize sordum: En faziletli amel hangisidir? Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’a iman etmek ve Allah yolunda cihat etmektir.” Dedim ki: Hangi köleyi azat etmek daha hayırlıdır? Allah Resûlü (s.a.v.) buyurdu ki: “Sahibi tarafından en değerli görülen ve en kıymetli olan kişiyi azat etmek daha hayırlıdır.” Dedim ki: Ey Allah’ın Resûlü, şayet bunlara gücüm yetmezse? Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sanatkâr bir insana yardım edersin ya da sanatı güzel yapamayan birine destek olursun.” Dedim ki: Ey Allah’ın Resûlü, buna da gücüm yetmezse ne öneriyorsunuz? Allah Resûlü (s.a.v.) buyurdu ki: “İnsanlara faydan olmuyorsa da bari onlara zarar verme. Bu da senin nefsin üzerinde bir sadakadır.” (Buhârî, Müslim)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne güzel buyurmuştur: “Şayet insanlara faydan olmuyorsa, yardım edemiyorsan bari zarar verme.” İşte İslam budur! Bunların tümü ibadet kavramına dahildir.
Bir Müslüman, Ramazan ayında nasıl ki orucunu tutar, ibadetlerini eda eder, camisine bağlı olur ve güzel ahlâka sahip olursa, Ramazan ayı bittikten sonra da ibadetlerine düşkün olacak, camisine bağlı kalacak ve güzel ahlâkı tüm hayatına yayacaktır. Beş vakit namazını dosdoğru kılacak, iman ve İslam ilkelerini kalbinin bütün derinliklerine indirecek, Allah yolunda infak ettiği malları esirgemeyecek, teravih namazları kıldığı gibi gece namazlarına devam edecektir. Ramazan ayında farz orucunu tuttuğu gibi, sünnet oruçlarına da devam edecektir. Oruç ayında Allah’ı çokça zikrettiği ve tövbe ettiği gibi, sürekli tövbesini yenileyecek ve Allah’ı zikretmeye devam edecektir.
Ramazan ayında Müslüman kardeşleriyle bir araya gelip onların dertleriyle dertlendiği gibi, Ramazan sonrasında da kardeşleriyle buluşacak, dertleriyle dertlenecek ve Yüce Allah’ı çokça zikredecektir. Unutulmamalıdır ki Allah’ın rahmeti belli bir zamana, mekâna veya topluma has değildir. O her zaman ve her yerde, kendisine muhtaç olduğunu hisseden ve O’na yönelen kullarına yakındır.
Bu vesileyle tüm Müslüman kardeşlerimize şu tavsiyelerde bulunuyoruz:
1. İslamiyet sadece Ramazan ayında yaşanacak bir din değildir.
2. İslam’ın evrensel ilkeleri her zaman, her mekânda ve her insana hitap eder.
3. Gelin, bu ilkeleri Ramazan’ın dışındaki aylarda da yaşayalım.
4. Beş vakit namazımızı mümkün olduğunca cemaatle ve camide kılalım.
5. Pazartesi ve Perşembe günleri ile eyyâm-ı bîyd (13, 14 ve 15. günler) oruç tutmaya çalışalım.
6. Elimizden geldiğince infak edelim ve sadaka vermeyi alışkanlık hâline getirelim.
7. Fakirleri, akrabaları ve engellileri gözetelim, onlara yardım edelim.
8. İnsanlara karşı ahlâkımızı her zaman güzelleştirelim.
9. Komşularımıza, dostlarımıza ve misafirlerimize ikramlarımızı esirgemeyelim.
10. İslami derslere, Kur’ân sohbetlerine ve hadis derslerine iştirak edelim.
11. Nerede bir hayır varsa orada hazır bulunalım, çünkü ölüm ansızın gelecek ve Allah’ın huzurunda hesap vereceğiz.
Selam ve dua ile…