Türkiye önemli bir sürecin eşiğindeyken önceki gün tekrar kaotik güne uyandı. Eskiden, “daha ne olabilir ki” diye uyandığımız sabahlara, şimdilerde o günleri bile arar olduk.

Üç gün önce İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla Ekrem İmamoğlu ile birlikte usulsüz yatay geçiş yaptığı tespit edilen 28 kişinin üniversite diploması iptal edildi.

Yetmedi “CHP'de para sayma görüntüleri, Medya A.Ş. ve 'Kent uzlaşısı” soruşturmaları kapsamında 106 şüpheli hakkında yeni soruşturma süreciyle gözaltı operasyonları başladı.

Yetmedi, CHP’nin tek cumhurbaşkanı aday adayı olan Ekrem İmamoğlu da gözaltına alındı.

Açılan bu soruşturma, domino taşları gibi sırayla Türkiye’nin iç siyasi dinamiklerini, ekonomisini, uluslararası toplumdaki statüsünü etkilemeye devam ediyor.

Önce CHP’den iktidar kanadından gelen siyasi operasyon açıklamaları,

Ardından CHP’nin iç yönetimi karıştıracak cumhurbaşkanı kim olacak tartışmaları,

Gerçi Mansur Yavaş gözaltının ilk saatlerinde bu süreç sonuçlanmayana kadar adaylık konusunda hiçbir tartışma içerisinde olmayacağını söyledi.

Yavaş, böyle düşünüyor olsa bile kendisine yakın zamanda altın tepside sunulacak cumhurbaşkanlığı adaylığını geri çevireceğini açıkçası düşünmüyorum.

Yaşanan tablo siyaseti gerdiği kadar ekonomi piyasalarını da olumsuz etkiledi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’un bu konudaki tespiti oldukça çarpıcı:

“15 Temmuz darbe girişiminde borsa 7.1 değer kaybetti. 19 Mart'ta yapılan darbe girişiminde değer kaybına bakıyoruz 8.72. Yani 15 Temmuz'daki düşüşten daha fazla.”

2028’deki Cumhurbaşkanlığı seçimine daha üç yıl gibi zaman kalmışken yaşanan bu kaos, AK Parti’nin yeniden adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın tek güçlü rakibinin Ekrem İmamoğlu olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Emniyet’teki işlemleri devam eden İmamoğlu tutuklanır mı, İBB’ye kayyum atanır mı orası bilinmez ancak görünen o ki bir süre muhalefet ve halkın protestoları devam edecek.

Türkiye yeniden demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından önemli sınavla karşı karşıya...