Kendini tanımak, kendi sesini bulmak hayatımızın içinde süregelen yolculuklardan biridir.

Hepimiz zaman zaman kendimizi tanıdığımıza inanırız. Neleri sevip sevmediğimizi, hangi durumlara nasıl tepki vereceğimizi bildiğimizi düşünürüz.

Ancak hayat bizi hiç beklemediğimiz bir şeyle karşılaştırdığında aslında kendimizi o kadar da iyi tanımadığımızı hatta belki de tahminimizden çok farklı duygular içinde olduğumuzu fark ederiz.

Çünkü çoğu zaman kendimiz için oluşturduğumuz benlik gerçekten biz değil, toplumun bizden beklediği ya da olmak istediğimiz kişidir.

İşte burada aklımıza şu soru gelecektir “Peki ben kimim?” Ve “Kim olmak istiyorum?”

Günümüzün hızlı tempolu dünyasıyla birlikte kendimizi tanıma süreci genellikle ikinci plana atılır.

Peki, ne kadar iyi tanıyoruz kendimizi?

Hayat karmaşası içerisindeyken en son zaman kendinize bu soruyu sordunuz?

Ben kimim, neyim, nelerden hoşlanırım veya hoşlanmam?

Bu tür sorularla adeta bir döngünün parçası haline geldik.

Aslında kritik durumlarda aklımıza gelir böyle sorular.

İstenmeyen bir iş sektöründe çalışmak zorunda kalınırken veya mobbinge uğrandığı anda aniden beliriverir “Benim gerçekten isteğim bu mu?” sorusu.

Nitekim iş görüşmesindeyken sizi tanıyalım sorusu ne kadar basit görünse de isim soyisim, memleket yeri ve mezuniyet durumunu belirtmekle yetiniriz.

Fakat işveren bizden bu bilgiler dışında iş durumlarında kriz anını nasıl yöneteceğimizi ölçer,

Hayatta nelerden zevk alıp almayacağımıza göre veya yetkinliklerimize göre iş tanımı yapar ve görevlendirir.

Veya toksik ilişki durumlarında karşılıklı baskı, özel alanı ve konforu sınırlama gibi davranışlarda da “ben eskiden böyle değildim” farkındalığı ortaya çıkar.

Hatta birçok kişi de bu tür durumlarda ilişki bitiminden sonra kendini yeniden şekillendirmek için psikolojik destek alır.

Sık karşılaştığımız örneklerden biri de sürekli seyahat durumlarıdır

Yani bir yandan kişi kendisinin oluşturduğu kabuğun dışına çıkma düşüncesiyle hareket ederken,

Diğer yandan da hayattan bunalım durumunda kendini tekrar şekillendirmek adına bir kaçış planı hazırlar.

Yani kendimizi ne kadar tanıdığımız sorusu, her birey için farklı bir anlam ve süreçtir.

Her yeni deneyim, her yeni ilişki, her yeni duygu, bizi biraz daha farklı bir insan yapar.